|  
  |  
  |  
  |  
Ağustos 01, 2014
 
 
 
 
 
 

Türk’ün Cezayir’deki lakabı: Hıyarunnas!

21 Haziran 2007, Perşembe / MÜKREMIN ALBAYRAK, CEZAYIR
Add to Google
Cezayir Turizm Bakanı Nureddin Musa, Türkleri yatırım ve turizm için Cezayir?e bekliyor.
Türk halkının dünyada en çok sevildiği ülkelerin başında Cezayir geliyor’ denilse yanlış olmaz. Sahil kesiminden bin 500 km içeride sahrada yaşayan halkın Türklere duyduğu sevgiyi anlatmak mümkün değil.
 
 Türk olduğunuzu söylediğinizde çoğunlukla ‘Hıyarunnas (İnsanların en hayırlısı)’ sözünü duyuyorsunuz. Tanıştığınız herkes Osmanlı dönemindeki yaşanan huzur ve kardeşlik ortamını bir çırpıda dile getiriveriyor. ‘Biz kardeşiz ve öyle de kalacağız’ temennisi ise ayrılırken söylenen son söz oluyor. Cezayir Turizm Bakanı Nureddin Musa da geçmişteki birlikteliğe dikkat çekerek, “Biz üç yüz yıl bir arada yaşayan kardeş iki milletiz. Türk halkını yatırım ve turizm için ikinci ülkelerine bekliyoruz.” diyor.

Cezayir Turizm Bakanlığı, ülkenin turizm potansiyelini artırmak için üç yıldır ‘Sahra Turizm Festivali’ düzenliyor. Tarihi 600 yıl önceye dayanan ve topraktan yapılmış yerleşim yerleri olan ‘kasır’lar orijinal haline getirilerek turizme kazandırılıyor. 9 yıl sürecek restorasyon çalışmalarında dört ayrı yerleşim yeri restore edilmiş durumda. Beni Abbes şehri yakınındaki açık hava müzesi ise çölün bundan 400 milyon yıl önce deniz olduğunun ispatı. Taşlar üzerinde fosilleşen yüzlerce balık ve midyeler görülmeye değer. Bechar eyaletine bağlı Taghit ve Beni Abbes şehirlerini kapsayan festivalde ülkenin dört bir yanından gelen yerel halk oyunları ekipleri geleneksel silah atışları eşliğinde oyunlarını sergiliyor. Açılan stantlarda yerel el sanatları ve ürünleri halkın ilgisine sunuluyor. Festival kapsamında vahalara düzenlenen gezilerle hurma bahçelerinin serinliği çöl sıcaklıklarını unutturuyor. Tarihî ve doğal güzelliklerini tanıtmak isteyen bakanlık, çoğunluğu Avrupa’dan olmak üzere 100’e yakın gazeteci ve tur oparatörünü de festivale davet etmiş. Mevlit Kandili, her İslam ülkesinde farklı şekillerde kutlanıyor. Cezayir’deki kutlamalar ise daha farklı. İkindi namazından sonra genç, ihtiyar, çocuk, kadın bütün şehir halkı bayramlık elbiselerini giyerek şehir meydanına akın ediyor. Meydan çevresindeki tribünlerin ve çevre duvarlarının üzerlerini hıncahınç dolduran halk, meydandaki  beyaz elbiseli kişilerin süslü silahlarla yaptıkları geleneksel dansları seyrediyor. Peygamberimiz’e salat-ü selam getirilerek yapılan danslar eşliğinde yere sıkılan barutlarla kalkan duman ve toz halkın alkışını alıyor. Gün batımına kadar süren kutlamalar akşam namazı ile birlikte camilerde devam ediyor. Vaazlardan sonra hatimler tamamlanıyor, sabaha kadar minarelerden ilahiler okunurken dışarıda da silah atışları sürdürülüyor. Geceyi uyumadan geçiren halk sabah namazında yapılan duaya katılmak için yine camilerin yolunu tutuyor. Sabah namazı ile camilerdeki programlar tamamlanırken silah atışları ikindi namazında bitiyor. Dualar eşliğinde yapılan silah atışları Peygamberimiz’e bağlılığın ve cesaretin sembolü olarak algılanıyor.

Kum kayağı, turizmi canlandıracak

Cezayir Turizm Bakanlığı, çölün ortasında yerleşim yerlerinin kenarında yüksekliği 500 metreyi bulan kum tepelerini turizme kazandırmak istiyor. Kar üzerinde kaymanın zevki farklı olsa da kum tepelerinde yapılan kayağın da ayrı bir güzelliği var. Zeminin sert olmadığı yerlerde slalom hareketleri yapmak zor olsa da düştüğünüzde toza bulanmanın haricinde hiçbir acı hissedilmiyor. Şu andaki tek problem kum tepelerinin üzerine çıkarken çekilen güçlük. Telesiyej olmadığı için tepelere yürüyerek çıkılıyor. Ancak bunun da kolay yolu bulunmuş. Çölün gemisi olarak nitelendirilen develer kayak yapmak isteyenlerin de imdadına koşuyor. Sıcakta tırmanmaktan çekinenler, ücreti karşılığında develerle zirveye çıkabiliyor.

Cezayir kıyıları yeşil; ama kıyıdan 200 km içeride çöl başlıyor ve sonra Sahra’nın içine kadar alabildiğine uzanıyor. Ülkenin yüzölçümü Türkiye’nin 3 katı ve nüfusu 33 milyon civarında. Bu nüfusun 1 milyonu Fransız. Nüfusun yüzde 10’unun ise Türk asıllı olduğu ifade ediliyor. Başkent Cezayir’deki çoğu bina Fransızlardan kalma. Ana caddeler Paris sokaklarını andırıyor. Ana caddeler bakımlı ve temiz. Başkent ‘Beyaz Şehir’ olarak ün yapmış. Bütün binaların rengi beyaz, pencereleri ve panjurları deniz mavisi. Devlet her yıl vatandaşa evlerini boyaması için ücretsiz boya veriyormuş. Hemen her şey devlete ait. Evler, binalar, şirketler. Halk için lojmanlar çok gözde; ortalama maaş 100-140 Euro civarında. Ev kiraları ortalama 100 Euro’dan başladığı için herkes devletten lojman istiyor. Devlet de vatandaşa sırayla lojman dağıtıyor. Ama 10-15 yıl beklemek olağan.

Halkın çoğu kendi aralarında Fransızca konuşuyor.  İşyerlerinin isimleri genellikle Fransızca. Cezayir’deki Osmanlı egemenliği birkaç eserde ve semt isimlerinde hâlâ yaşatılıyor. En işlek ve bakımlı caddelerinden bazılarına Brahim Dey (İbrahim Bey), Mourad Rais (Murat Reis), Dely Brahim (Deli İbrahim), Oruj Rais (Oruç Reis) gibi Türk isimleri verilmiş. Fransızlar ülkeyi işgal ettiklerinde bütün isimleri değiştirmiş. Ancak ‘Sirkeci’, ‘Barbaros’ hapishanelerinin isimleri değiştirilmeyerek Türk imajının kötü olarak anılması hedeflenmiş. Buna rağmen Türklere karşı aşırı bir sevgi var.

Başkentte yemek yenilecek çok sayıda pizza ve dönerci var. Halk öğle yemeklerini yemek için döner büfeleri önünde kuyruk oluşturuyor. İstiklal Caddesi gibi işlek olan Didoche Mourad üzerinde Türk girişimci Yozgatlı Zafer Deniz tarafından açılan ‘Sofra’ isimli döner salonu ise Türklerin buluşma yeri. Cezayir’de Türk çayını bulmak zor. Çayı çok açık ve çok şekerli içiyorlar. O kadar ki şekersiz çay istediğinizde bile şekerli geliyor.

Yatırım için cazip bir ülke

Burç Danışmanlık Organizasyonu ve Turizm Eğitim Şirketi temsilcisi Arif Erdoğmuş, Cezayir’in yatırım yapmak isteyen Türk işadamları için cazip bir ülke olduğunu belirtiyor. Şu an 100’e yakın Türk firması Cezayir’de iş yapıyor. İnşaat, mobilya, plastik sektöründe önemli Türk yatırımları var. Ülker, bisküvi fabrikasını kurmuş. Atlas Holding, 6 bin 600 konutu tamamlayıp teslim ederek Türklerin olumlu imajını daha da güçlendirmiş.